Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

ULUSAL BAKLAGİL KONSEYİ 9. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI.

11.11.2019 16:37

 

               ULUSAL BAKLAGİL KONSEYİ 9. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

Ulusal Baklagil Konseyinin 9. Olağan Genel Kurulu 10.12.2019 tarihinde Akdeniz İhracatçı Birlikleri toplantı salonunda gerçekleşti. Genel Kurula, Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, Ticaret Borsası Meclis Başkanı Şerafettin Memiş, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçılar Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan ile genel kurul üyeleri katıldı.

 

Genel kurulun divan başkanlığını Mersin Üniversitesi Gıda Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Ekiz, kâtip üyeliklerini de Dr. Osman Uysal ve İsmail Sarı yaptı.

 

Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat sektöründe yaşanan sorunlar ve beklentileri anlattı. Ulusal Baklagil Konseyinin, tarım, ticaret, sanayi, araştırma ve meslek kuruluşları ile üreticilerin temsil edildiği homojen bir yapıya sahip olduğunu ve sektörün tüm paydaşlarının temsil edildiğini söyledi. 2006 tarihinde Tarım Kanunu ile beraber ürün konseylerinin kurulmalarına izin verildiğini ve 9 ayrı ürün konseyi kurulduğunu anımsatan Özdemir, Baklagil Konseyinin ise 2010’da kurulduğunu belirtti. Tarım Kanununda, ürün konseylerinin varlık amacının, ulusal tarım politikaları çerçevesinde çalışmalar yapmaları olarak belirlendiğini ifade eden Özdemir, “Ürün konseyleri artık varlık amaçlarına hizmet etmekten uzak, bu haliyle ülke tarımına faydası olmayan etkisiz örgütlere dönüşmüştür” dedi.

 

Ürün konseylerinin amaçları doğrultusunda işler hale getirilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığından beklentilerini de anlatan Özdemir, “Ürün konseylerinin verimli hale getirilmesi bakanlığımıza bağlıdır. Bu yapıldığı takdirde başta ilgili sektörler olmak üzere ülkemiz tarımı için önemli kazanımlar sağlanabilecektir. Öncelikle beklentimiz, üst düzey katılım ile periyodik toplantılar yapılarak, bakanlığımız ile ürün konseyleri arasındaki bağların güçlenmesi. Bakanımızın, ilgili tüm ekipleriyle yer alacağı böylesi buluşmalar, sorunların teşhisi ve çözüm geliştirilmesi için çok önemli olacaktır. Aynı zamanda düzenli görüş alışverişleri, çalıştaylarla bu sürecin desteklenmesi gerekir. Böylece ürün konseylerinin tarım politikalarında daha aktif rol alan ve sektörü yönlendiren bir yapıya kavuşabileceği kanaatindeyiz, arzu etmiş olduğumuz bu tür bir toplantıyı 2018 yılı ocak ayında Bakanımız Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba yönetiminde gerçekleştirmiştik, bu konuda Bakanlığımızın gerekli düzenlemeleri yapacağını ümit ediyoruz.” diye konuştu.

 

Gümrük vergisi uygulamasına da değinen Özdemir, Türkiye’nin, bakliyatta hem üretim hem ihracat olarak özellikle 80’li yıllarda sahip olduğu verimli günlere dönmesinin yolunun, bütüncül politikalar uygulanmasına bağlı olduğunun altını çizdi. Verilen desteklerden, gümrük vergisi uygulamasına kadar her bir enstrüman doğru bir şekilde planlanmalı, birbiri ile çelişmemelidir. Böylece üretimin istikrarlı ve kalıcı bir şekilde artmasını sağlamalıyız. Dolayısıyla, bu ürünlerde öncelikle kendi kendimize yetmeyi ve ardından net ihracatçı olmayı hedeflemeliyiz dedi.

Baklagilde ithalat verilerini paylaşan Özdemir, şunları söyledi: “Türkiye, 2017’de 373 bin ton, 2018’de 352 bin, bu yılın ilk 10 ayında ise 274 bin ton kırmızı mercimek ithal etmiş. Bunlar iç piyasaya giren mallar değil, genelde dahili işleme kapsamında gelip tekrar ihracatı yapılan ürünler. Ama bizde yok ki, o nedenle o malları üçüncü ülkelerden alıyoruz. Problem burada. Sonuçta, şu anda vardığımız durumda Türkiye, ürettiği mercimeği iç piyasada tüketiyor, dışarıdan getirdiği mercimeği de ihraç ediyor. Elin taşıyla elin kuşunu vuruyoruz, ama bu ne zamana kadar devam edecek, bunu bilmiyoruz. Öncelikle kendimize yeterli hale gelmemiz lazım. Mercimekte kendimize yeterli halde değiliz. Geçmiş yıllarda bunu fasulyede, nohutta yaşadık. Bakanlığımız bakliyat ürünlerini artık normal birer ürün gibi değil de Kanada, Amerika ve Avustralya gibi ülkelerde olduğu gibi “special crop” yani “özel ürün” statüsünde değerlendirmelidir. Ancak bu bakış açısıyla sıçrama yaratacak yeni politikalar belirleyip, sürdürülebilir ve kalıcı çözümler üretilebileceğini vurgulayan Özdemir Bakanlıktan, bu ürünlere pozitif ayrımcılık uygulamasını istedi.

Bakliyatta geleceğe dönük verimli politikalar tasarlanabilmesinin yolunun öncelikle mevcut durumun gerçekçi olarak ortaya konulmasına bağlı olduğunu vurgulayan Özdemir, "Bu doğrultuda dinamik bir veri üretim sisteminin artık elzem hale geldiğini yıllardır vurguluyoruz. Örneğin TÜİK verilerine göre 2018 yılında 630 bin ton nohut, 310 bin ton kırmızı mercimek ve 220 bin ton kuru fasulye üretimi bulunmaktadır. Buradan sormak istiyorum. Bu rakamların doğru olduğunu düşünüyor musunuz? TÜİK rakamlarının gerçekleri ne kadar yansıttığı hususunda tereddüt yaşıyoruz. Ürettiğimizi ve tükettiğimizi doğru bir şekilde ortaya koymayan, mevcut durumu yansıtmaktan uzak rakamlarla, yeni politikalar tasarlanması ve uygulanması sağlıksız olmaktadır. Amacım, kimseyi eleştirmek değil, doğrulara varmak. Ancak doğru verilerle üretim politikaları belirleyebilirsiniz. Türkiye’de maalesef üretim rakamları doğruyu yansıtmıyor. Bu nedenle yeni bir veri sisteminin oluşturulmasının ülkemiz tarım politikaları açısından yararlı olacağını düşünüyoruz." dedi.

 

Son 50 yıldır dünyada en fazla üretimi gerçekleştirilen ilk beş ürünün şeker kamışı, patates, buğday, pirinç ve mısırdan oluştuğunu, dünya genelinde bu ürünlere ve bu ürünlerden elde edilen gıdalara dayalı yerleşmiş bir tüketim alışkanlığı bulunduğunu belirten Özdemir, "Kanada, Amerika ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde bakliyat tüketimi bu süreci kolaylaştıracak şekilde değişmeye başlamıştır. Bu ülkelerde daha çok konserve, humus, cips, bakliyat unundan ekmek, kek, pasta vb. türev ürünler tercih edilmektedir. Amerika Bakliyat Konseyi verilerine göre humus için 1990'lı yılların ortalarında 5 milyon dolarlık iç ticaret hacmi bulunmaktaydı. Bu rakam 2018 yılında 1 milyar dolara dayanmıştır. Ülkemizde ise böylesi ürünler yok denecek kadar azdır. Bu alanda çok büyük bir boşluk ve önemli bir potansiyel var. Mersin Ticaret Borsası olarak bakliyat tohumculuğunda olduğu gibi bu konuda da elimizi taşın altına koyduk. Hiçbir kâr amacı gütmeden, sektörümüze hizmet amacıyla bu alanda çalışmalara başladık. Böylece sektörümüz için yeni pazar kapıları açmayı hedefliyoruz "dedi ve katılımcılara, çalışmalardaki katkıları ve genel kurula katılımları için teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

 

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Hüseyin Arslan da; kanundan çok şey beklediklerini, ancak bugün itibariyle hiçbir yere gitmediğini vurgulayarak, "Yurt dışında gittiğimiz yer de bakanlar bize danışıp, "Biz burada bu işi nasıl yaparız Nasıl büyütürüz" gibi akıl isterken maalesef yurt içinde bizim varlığımızdan haberi olmayanlar var. Biz de kendi çabamızla aslında Türkiye'de bakliyatı kurtarmaya çalışıyoruz. Biz bunun nasıl olacağının yöntemlerini de biliyoruz. Sadece irade gerekiyor. Türkiye'de tohumla ilgili ciddi sorunlarımız var. Mersin Ticaret Borsasının tohumculukla ilgili çok önemli çalışması var. Bu alanda çalışan kurumların bütçelerinin büyümesi için devletin bu konuya bir mekanizma kurması lazım. Bunun yöntemleri de belli, nasıl çözüleceğini herkes biliyor. Bakliyat konusunda bir belgesel hazırlıyoruz. Bilim adamlarıyla röportajlar yaptık. Bakliyat Türkiye'de doğdu. Dünyaya nasıl ve ne zaman yayıldı diye. Şubat ayında Dubai'de bunun lansmanını yapacağız. En azından tarihte yerimiz belli olsun diye" dedi.

 

Konuşmaların ardından Yönetim kurulu faaliyet raporu okundu. Bilanço ve Gelir- Gider hesapları görüşüldü. Denetleme kurulu raporu da okunarak yönetim kurulu ve denetleme kurulu raporları ibra edildi.

 

Dilek ve temennilerin ardından Dr. Dürdane Mart, Nohut konusunda kısa bir sunum yaparak tohum çeşitleri ve nohut üretiminde karşılaşılan hastalıklar hakkında bilgi verdi.

 

Son olarak Dr. O. Sedat Subaşı ve Dr. Osman Uysal “Baklagiller Sektör Politika Belgesi 2019- 2023” konulu bir sunum gerçekleştirdiler. Sunumda Dünya ve Türkiye'deki baklagil sektörünün temel göstergeleri anlatılarak 2019-2023 dönemi projeksiyonları paylaşıldı.


429 kez okundu